Canim Ailem

on 12-17-2008

Canim Ailem

Uğur Yücel’i fark etmiş miyim? Oyunculuğunu yani? Tuhaf ama; demek tam da fark etmemişim.
Her Türk gibi ben de “Muhsin Bey”i filan seyrettim tabii ki. Ama 1 Şener Şen Hastası’ysanız, onun “başında” olduğu filmlerde her oyuncuya yan unsur olarak bakma temayülüne de esir düşebilirsiniz. Aman dikkât!
Şimdi bir dizi oynuyor atv’de salı geceleri. “Canım Ailem” ismi. “İkinci Bahar”dan beri ilk kez bir televizyon dizisini bu kadar severek, yeni bölümlerini bu denli heyecanla +mutlulukla bekleyerek, izliyorum.
Uğur Yücel döktürüyor oyunculuğuyla. Nasıl acayip iyi bir oyuncuyla karşı karşıya olduğumuz, İLK KEZ böylesine (kafama)dank danklanarak şaşkınlık dolu bir hayranlık/hayranlık dolu bir şaşkınlıkla: çocuklar gibi heyecanlanarak , izliyorum yani
Sorumluluk alması gerektiğinde “tarla faresi gibi kaçan”, sıkıntıya gelemeyen, pembe yalanların ve şahsi keyfiyet borusunu tüttürmenin adamı Samim rolünde
Uğur Yücel bi ağlatıyor, bi güldürüyor. Bizleri. Keyfine kalmışız. Çocuklar gibi.
Vicdan sahibi bir adam Samim. NE HALT olduğunun, yani esasında NE HALT olmadığının an be an farkında bir adam. Hesabını vermeye hazır. Ama hesabını verdiği gibi, tüymeye de. Uzaklara.
“Cruise”larda animatörlerin kralı olarak bir ömrü, Pinokyo’nun hayallerindeki gibi nerdeyse lunaparkta oynayıp maskaralık yaparak tüketmiş Samim’in yakasına; sorumluluk, bir kazada ansızın ölen ablasının üç çocuğu olarak çöküveriyor- “Canım Ailem” tarla faresi Samim’in “dayı” rolüne bürünmek zorunluluğu üstüne bir nevi.
Ve fakat orda devreye (Allah’a şükür) renkli,sıcak mı sıcak, karakterli mi karakterli, eğlenceli mi eğlenceli bir kadın giriyor; MELİHA.
Meliha; Samim’in her bi şeyleri hazır, evleri dahi dayanıp döşenmişken, gelinlik provasında haber aldığı üzre sıkıntıya gelemeyip terk ettiği nişanlısı.
Tüydüğü, geçmişi yani.
Samim’in; 3 çocukla taşınmak zorunda kaldığı yıkık dökük evin tam karşısındaki küçük evin, iki kız kardeşine sahip çıkmak için Adanalar’dan kalkıp gelmiş hamarat sahibesi/komşusu olarak çıkıyor karşısına.
Ama NE karşısına çıkma!
Öyle böyle değil; Meliha’yı, Türk televizyonculuğuna Perran Kutman’dan BERİ gelmiş en iyi, en sıcak,
en bizden, en karşı konulmaz bir genç kadın oyuncu canlandırıyor: Şebnem Bozoklu.
Böylece Uğur Yücel virtüözitesini tek başına tıngırdatmak durumunda kalmıyor. Lafa laf cevaba cevap! Oyunculuğa oyunculuk-böyle olur işte ağalar bacılar-dedirtiyorlar.
Uğur Yücel’in gözlerimize her yaş baskınına karşılık; Meliha’nın da bir oyunu var. Şebnem Bozoklu’nun bir oyunculuğu var yani. İkisi, Bu Müthiş İkili, ekranların karşısında soluğu kesilmiş onları izleyen bizleri tıngır tıngır tıngırdatıyorlar. Ne çalıyorlarsa, oynuyoruz. Dinliyoruz. Acayip bir oyunculuk ikilisi her Salı akşamı gözlerimize ve ruhumuza bayram ettiriyor.
Perran Kutman’a olan engellenemez düşkünlüğüm yüzünden son dizisi Hayat Bilgisi’ne DAHİ takılmak zorunda kalmış bir Türk Kadın Seyirci (ABC) olarak -Perran Kutman’da olan o müthiş sıcaklığın, Türk tipi kadın samimiyetinin, gönülçelenliğin -
Hakikaten “sinemaya gelir” bir yanı var mıdır bilemiyorum. Bir türlü değerlendirilmedi Kutman’ın olağanüstü yeteneği sinemamızda. Ama televizyon dizilerini bir baştan öbür başa ısıtmaya ve hatta sıcacık yapmaya/kurabiye kokulu yapmaya/sevinç basması
yapmaya yeter Perran Kutman’ın eşsiz benzersiz
oyunculuk personası. Artar dahi.
İşte 20 yılda, 30 yılda bir gelebilecek ekranlara; bu olağanüstü Türk tipi kadın sıcaklığı, şimdi “Canım Ailem”de Şebnem Bozoklu’dan yayılıyor faşır foşur salonlarımıza.
Bir kadın BU KADAR mı tatli olur? Seyredilesi olur? İnsanın içine nüfuz eder?
Meliha’nın iki kız kardeşinden ambulans hemşiresi Feride’yi canlandıran Ezgi Mola da şahaneliğiyle, öncelerden nazarı dikkâtimizi celp etmiş vaziyette.
Üçüncü kız kardeş Seyhan da, onun nişanlısı da, Feride’nin “erkek güzeli” uzatmalısı da acayip iyi oyuncular,
şahane bir oyunculuk seviyesi hâkim dizide.
Sanat yönetimi ise şimdiye dek hiç rastlamadığımız mükemmellikte. Meliha’ların yeşil sürahisinin üstüne minik tığ örtüyü koymayı da akıl ediyor, çocukların sığındığı yazlık evin kütüphanesine “Şu Çılgın Türkler” kitabını da. Daha önce örneğine rastlamadığımız bir dikkât ve özendeki o müthiş göz/ gözleme yeteneği.
“Canım Ailem”deki diyaloglar insanın yüzünü kızartmıyor zırtapozluklarıyla. Dizi acayip iyi yazılıyor. Seyretmelere insan harbiden, doyamıyor. Öyle böyle değil. Hep bu laf geçiyor içimden diziyle alâkalı: Öyle böyle değil.
Amma velâkin, kadın seyirciler için “Aşk yoksa,
para yok”, diye haince özetleyelim.
Uğur Yücel’le Şebnem Bozoklu’nun çekişmeli/ itişmeli/ meseleli ve tabii ki kırık dökük aşk hikâyesi; Perran Kutman’la Şevket Altuğ’un bizi ekranlara mıhlayan “karakterlilik yüzünden kavuşamama” hallerinden sonra
EN NİHAYET kavuştuğumuz; en oyuncaklı, en içten, en koparıp götürücü, en güldürüp ağlatıcı, hop oturup hop kalktırıcı aşk hikayesi harbiden.
Meliha karakterindeki Türk Tipi aşırı sıcak; ve fakat şahsiyetinden öldür Allah taviz vermeyen vermeyecek o harika kadın tipi, memleketimizden “illallah” dediğimiz bu günlerde bir bağlama büyüsü işlevini de görebilir. Diyelim
Böylesine çok katmanlı bir büyünün, onca yıldır hasret kaldığımız karşılığı yani “Canım Ailem” dizisi.
Bütün yüreğimle, önermeden edemicem.

Yazinin orjinali icin tiklayiniz.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>