susuzuz, susuyoruz…

on 3-19-2009

dün derste hoca “dünya su forumu”ndan bahsetti. bildiğiniz üzere 5. dünya su forumu istanbul sütlüce’de yapılıyor. şu sıralarda da devam ediyor sanırım. belirledikleri yüksek fiyatlarla öğrencinin ve canı isteyen herkesin foruma katılımı bir güzel engellenmişti, bizde genç öğrenciler, genç mühendisler olarak bu duruma oldukça üzülmüştük. bütün dünyadan yöneticisinden, kralına, bilim adamına pek çok önemli ismin buluşup “su” gibi günümüzü altını olmuş ve gün geçtikçe tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış bir zenginlik hakkında tartıştıkları, kararlar aldıkları, projelerden bahsettikleri o havayı soluyamayacağımız için üzülmüştük.

oysa işler göründüğü gibi değil sevgili okurlar. forum devam ederken bir yandan “Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu” tarafından protesto gösterileri başladı. bu kalabalık polis tarafından bastırıldı, susturuldu. suyumuzun satılmasına, ticaretleştrilmesine karşı çıkmak isteyen çeşitli meslek gruplarına mensup bilinçli insanlar polis copuyla dağıtıldı. şaşılacak bir şey yok. her zaman ki yurdum manzaraları. her zaman konuşanı susturuyoruz. cop inmeden önce kafalarına hiç kulaklaırmızı açıp söylemek istediklerini dinlemiyoruz. yapılan forumun bir nedeninin de “Türkiye’deki su havzalarının ve suyun özelleştirilmesi”amacını taşıdığını bilmiyoruz. önceden bu formun düzenlendiği ülkelerde ne gibi değişiklikler olduğunu bilmiyoruz. çatıdan akan yağmur suyumuza bile dokunmanın yasaklanabileceğini bilmiyoruz.

neyse daha fazla anlatmaya gerek yok. merak eden insanlar gerekli yerlerden okur, öğrenir. zaten yazının ana fikri de dünya su formu ve peşinden gelecek şeyler olmayacak. adminimizi de eline geçirmiş olan siyasi yazma tutkusu…bir şeyler kemiriyor, tezimi yazmaya başlayayım, yaklaşan vizelere çalışayım derken kendimi bilgisayar başında buluyorum.

sabah internetten gazete okurken bir haberle karşılaştım. eskiden ne güzeldi, matbaa kokulu gazetelerimizi okurken sayfa değiştirdikçe çıkan hışırtılara gıcık olurken… değişiyoruz efendim doğru, akıp giden zamana ayak uyduruyoruz. her ne kadar sevsem ve bağlı kalsam da eski alışkanlıklarımıza yakın bir gelecekte e-kitap almayı düşünüyorum örneğin. daha fazla bilgiye daha kolay ulaşmamı sağlayacaksa neden olmasın değil mi?

ama olmuyor konuyu dağıtıyorum. internet gazetelerinde kalmıştık evet. bir anket çıktı karşıma yaklaşan yerel seçimlerle alakalı son durumu gösteriyor 3 büyük şehrimizde. artık üzülemiyorum ben vatandaşımızın haline. bizler nasıl milyonlarca koyuna dönüşebildik? vatan düşman istilası altındayken evini, çocuğunu bırakıp çorbada tuzum olsun diyerek cephelere koşan analarımızdan nasıl böyle torunlar çıktı bilemiyorum.

ankara başkentimiz, ülkemizin kalbi. böyle bir kentte bir yaz günü su bulunamıyor. günlerce insanlar çeşme başlarında kovalarla bekliyorlar. yüce meclisimizin bir arka sokağında insanlar yaz sıcağında duş alamıyor, dişlerini bile fırçalayamıyor. hiç bir kıstasa gerek kalmadan apaçık gösteriyor ki, bu şehir iyi yönetilemiyor. bu insanlara en temel hizmet olan “su hizmeti” sağlanamıyor. sen bir belediyesin, bir başkentin belediyesi, bu konuda yaptığın en ufak hata bile kabul edilemez, istersen şehrin yollarını asfalttan değil altından döşe! fakat biz unutuyoruz çok çabuk. en son yapılan anketlerde %45 gibi bir oranla oylarımızı bizi susuz bırakan adama vereceğimizi söylüyoruz! akıl alır gibi değil.

bir belediyeyi seçmek için mensup olduğu partiye mi bakılır, yoksa yaptığı hizmetlere mi? bunu bile bilmiyoruz, kavrayamıyoruz.

uğur mumcu;

“yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler. ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze. kurtuluş savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. bir kez dinlemediler bizi. bir kez anlamak istemediler.

vurulduk ey halkım, unutma bizi!

…………….

bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına. batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.

korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi!”

cümlerlerini kime söylemişti acaba?

susadım.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>