neresi burası?

on 4-02-2009

neresi burası?

söz uçar yazı kalır dedik, öncesinde çok yazıldı, çizildi geçirmiş olduğumuz yerel seçimlerle alakalı. herkes irili ufaklı dersler aldı, kimileri hiç tatmin olmadı, bazıları daha çok tahrik oldu. genel olarak karşımıza çıkan tablo alışık olduğumuzdu. bizim görmek istediğim ise ütopyaydı belki de. ki zaten göremedik o tabloyu.

özellikle bazı bölgeler vardı ki, insan tepkisiz kalamıyor, kafa yormadan edemiyor, orada yaşayan kendisi olmasa bile sahipleniyor, açıklanan her oy istatistiğine milli maçta atılan bir gol edasıyla yaklaşıyordu. en azından biz öyleydik.

neyse, söylenen onca şey üzerine tek bir yorum daha eklemeyeceğim.  konuşa konuşa deşarj olan bir milletiz aslında. sıkıntı yaratan kısım icraat. birileriniz tepemize çıkıp oramızı buramızı istediği gibi dekorize etmesine ses çıkartamıyoruz maalesef. bi git başımdan, istersen ananı bile alabilirsin diyemiyoruz.

eskilerden depoladığım hikayeleri karıştırırken yorum yapmak istemediğim halimizi özetleyen çok güzel bir hikaye buldum ve paylaşmak istedim. buyrun yorumu siz yapın:

Osmanlı zamanında tüm ülkede isyan çıkmış. Arnavutlar, Sırplar, Boşnaklar, Araplar hepsi hareketlenmiş.

Osmanlı hükümeti ve Padişah endişeli bir şekilde gelişmeleri takip ederken, ülkede sadece bir bölgede, isyan çıkmadığı görülmüş.
Padişah ve vezir bu işe şaşırmışlar….

Vezir padişaha demiş ki:
- Eğer bu bölgedeki insanları isyan ettirebilirsek, diğerlerinin neden isyan ettiğini bulmuş oluruz…
Padişah, fikri beğenmiş. Veziri o bölgedeki insanları isyan ettirmekle görevlendirmiş.

Bölgedeki bir kasaba pilot bölge seçilmiş. Bu kasabanın ortasından bir nehir geçiyormuş. Ve bir tek köprü varmış. İnsanlar işe gidip gelmek içni sabah-akşam bu köprüyü kullanıyorlarmış.

Vezir, köprünün bir ayağına izbandut gibi bir adam yerleştirip, her geçnden BİR AKÇE almasını söylemiş. Aradan bir ay geçmiş, kasaba halkından hiçbir tepki yok. Vezir, köprünün diğer başına da bir adam koyup, akşam eve dönen insanlardan da BİR AKÇE alınmasını emretmiş. Kasaba halkında yine hiçbir tepki yok…

İki geçişe yüzde yüz zam yapmış, halk padişah veziri çağırmış. Bölge halkını isyan ettirmediği için azarlamış.

Vezirin aklına bu azarlamadan sonra yeni bir fikir gelmiş.
- Padaşahım, bunların artık dayanacak gücü kalmadı. Biraz daha üstlerine gidersek patlayacaklar. Ben diyorum ki, köprünün ortasına bir adam koysak… Geleni geçeni şaapsa, o zaman kesin isyan çıkar!..

Padişah fikri beğenmiş, uygulamaya geçmişler.
Aradan bir ay geçmiş, yine ses yok. Padişah artık dayanamamış, mahiyetindekileri toplayıp kasabaya gitmiş. Kasaba halkını meydana toplayıp sormuş:
- Benden bir şikayetiniz var mı?
Arkalardan ezik büzük biri elini kaldırmış.

Padişah sormuş:
- Evet, senin derdin ne? Köprünün başına adam koyup, iki akçe almamıza mı kızdın?..
- Yok padişahım, ne haddimize!..
- Yoksa, köprünün öteki ucuna da adam koyup, yaptığımız zamlara mı itirazın var?
- Hiç öyle şey olur mu yüce padişahım!
- Eee, peki ortaya koyduğumuz adamın sizi şaapmasına mı itirazın var?
- Hayır efendimiz o nasıl söz?
- Eee be adam, senin derdin ne?
- Efendimiz hani ortaya bir adam koydunuz ya… Sabahları önünde kuyruk oluyor, beklemek zorunda kalıyoruz. Acaba oraya ikinci bir adam koyabilir miydiniz diyecektim!..

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>