je vais bien ne t’en fais pas

je vais bien ne t’en fais pas

Tem 19
je vais bien ne t’en fais pas

2006 yapımı bir film, birçok fransız yapımı film ilgimi çekmiştir, izlemişimdir.. Çoğu aklımda kalmamış, birkaç tanesi ise beynimin en güzel yerinde yerini almıştır. O filmlerden herhangi birisine ait birşey gördüğünüzde veya hatırlayabildiğiniz kadarı ile repliklerden bir tanesini hatırlayabilirseniz, o an geçmişe dönersiniz. O an ki psikolojiye bürünürsünüz, etrafınıza baktığınızda şimdiki zaman yoktur, geçmiş zaman vardır. Sonra beyin haritasının yardımıyla noktaları tek tek birleştirirsiniz ve tekrar tekrar “iyi ki izlemişim” dersiniz.

İşte bunlardan bir tanesi de je vais bien ne t’en fais pas.. hatta belki daha fazlası.

Merak etme, ben iyiyim. Bir başka adıyla Benim için üzülme.

Uzunca zamandır izlemek istediğim bir filmdi, internette boş vaktimi öldürürken şans eseri Aaron – Lili şarkısına denk geldim, tam olarak nerede denk geldim ben de hatırlamıyorum. Sonra ise şarkının ne olduğunu, nerede çaldığını öğrendikten sonra, son adres olarak beni filme yönlendirdi.

Biraz araştırmıştım herşeye rağmen fakat hiç spoiler okumadan, bir pazar gecesi izlemeye koyuldum. Aslında durağan bir başlayan bir film, konuşmalar sakin ama anlamlı. Konuyu es geçtik değil mi? Hemen anlatayım onu da:

Tellier ailesi, Fransa’nın Paris şehrine epey uzak olan bir yerleşim yerinde kalmaktadır. Loic ve Lili adında ikiz iki çocuğu bulunan Kad ve Isabelle çifti ise gayet monoton bir hayat sürmektedir. Baba Kad, hergün işe banliyo ile gidip gelmekte ve Anne Isabelle ise muhtemelen evde oturmaktadır. Loic müzikle uğraşmaktadır ve stüdyo gibi imkanlar olmadığı için evinde kendi kendine birşeyler çalmaktadır tabiki Kad ise durumdan rahatsızdır. Lili ise kendi halinde bir kızdır, tatil için 1 aylığına İspanya’ya gidip geldiğinde ise Loic ile Kad’ın ses yüzünden çok ağır bir kavga ettiğini ve Loic’in çekip gittiğini öğrenir.

İlk başlarda Lili, ailesinden mantıklı bir açıklama yerine “kavga ettik, evden çıktı gitti, elbet gelir” şeklinde bir açıklama alır. Ailesinin bu sakinliğine akıl sır erdiremeyen Lili, öncelikle Loic’in arkadaşlarına gider ve sorup soruşturur. Arkadaşlarından da kimse görmemiştir, en son kaydı olan “Lili” şarkısını dinleten bir arkadaşından Loic’in gitmeden önce hazırladığı son cd’yi alan Lili, ikizinden bir haber alamamanın verdiği acıyla derin bir depresyona düşer. Yemekten kesilen Lili’yi hastaneye kaldırırlar ve doktor “durumu çok ağır, ağır bir depresyon geçiriyor, yatağa bağladık, serumla yemek veriyoruz, böyle devam ederse ölür”.
Bu haberi alan Tellier ailesi ise üzüntüye boğulmuştur, tam bu sırada ise mucizevi bir şekilde Loic’den bir mektup gelir. Kendisinin iyi olduğunu, Fransa’nın bir şehrinde olduğunu, Lili’yi çok sevdiğini ve babasından nefret ettiğini söyler. Lili ise yakın zamanda sağlığına kavuşur.

Spoiler vermeden ancak bu kadar anlatılabilir sanırım film, spoiler isteyip de düşüncelerimizi öğrenmek için ise aşağıyı okumaya devam edebilirsiniz.

İlk başlarda nefret ettiğimiz baba karakteri, sonraları o kadar kahraman bir vücuda dönüşüyor ki, şok olup kalabiliyorsunuz. Filmin başında jenerasyon farkından dolayı kavga ettiğini düşündüğümüz olay, filmimizin sonunda çocuk sevgisinin ne kadar büyük, ne kadar yüce, ne kadar deliliğe yakın birşey olduğunu gözümüze kocaman bir şekilde sokuyor. Her zaman filmin müziklerinin filme katkısı olduğunu savunmuşumdur fakat bu filmden sonra diyorum ki “bazen filmin müzikleri filmi alıp götürebiliyor”. Öyle ki filmin başında dinlediğimiz Lili şarkısı, film boyunca aklımızdan çıkmıyor. Bi’ yerde şöyle çalsa da, dinlesek diyorsunuz. Aaron (artifical animals riding on neverland) gerçekten takdire şayan bir iş çıkarmış.

Film bittiğinde ise koca bir yumruk oturuyor boğazımıza, sigarayı bırakan bir bünye bile peşpeşe sigaraları yakabiliyor.

Filmde çalan şarkı Aaron’a ait ve ismi ise “Lili” veya “U Turn Lili”. Sanırım filmi izlemek için gereken gazı (amiyane tabirle) klibinden alabilirsiniz. Buyrun:

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=wJRh0PlWB6g[/youtube]

lili,take another walk out of your fake world
please put all the drugs out of your hand
you’ll see that you can breath without not back up
some much stuff you got to understand

for every step in any walk
any town of any thought
i’ll be your guide

for every street of any scene
any place you’ve never been
i’ll be your guide

lili,you know there’s still a place for people like us
the same blood runs in every hand
you see its not the wings that makes the angel
just have to move the bats out of your head

for every step in any walk
any town of any thought
i’ll be your guide

for every street of any scene
any place you’ve never been
i’ll be your guide

lili,easy as a kiss we’ll find an answer
put all your fears back in the shade
don’t become a ghost without no colour
cause you’re the best paint life ever made

4 comments

  1. madampuder

    eline sağlık cnaım benbim. eklenecek pek bi şey bulamıyorum. snaırım hala etkisindeyim filmin.

  2. Bu filmi çok merak ediyorum ve en kısa zamanda izleyeceğim.Öyle güzel anlatmışsınız ki merak bir kat daha arttı…
    emeğinize sağlık

  3. Gerçekten hayatımızda izleyebileceğimiz nadir güzelliklerle dolu bir dram filmi.

    Ayrıca sitemize girip, okuyup, faydalanmanız da beni mest etti.

    Teşekkür ederim.

  4. fransız filmlerin daha cok hayata dair olmasını seviyorum..
    4 kere izledim bu filmi.Sonu cok güzel bitirilmişti..
    happy endings

Leave a Reply