Yargı, Hukuk.. ne demekti?
Son zamanlarda epey yakın takip ediyorum olanları, katsayıların kalkması, mayınlı arazi, hakim savcılar, festivallere gelen tepkiler.
Hepsini kısaca kendi fikrimce yazacam ve Sayın Başbakanımız R.T.E’nin söylediklerini de buraya aktaracam.
Öncelikle bugün öğle saatlerinde Deniz Baykal canlı yayında birşeyler söyledi, birçok kanal verdi. Deniz Baykal çok güzel muhalefet olur, bunu zaten muhitinizdeki birçok kişi söylüyordur, Deniz Baykal ancak muhalefet olur, başka birşey olmaz. Yani kısacası yaptığı tespitler doğru ama konuşuyor sadece, icraat yok.
Neyse efendim;
Son dönemde gelen zamları ele almış Deniz Baykal, demiş ki;
“Küçülme zamlarla halka döndü. AKP mali politikayı bir kenara bıraktı, siyasi nedenler yüzünden, seçim kazanmak için -önce 2007 ardından 2009- seçimlerini kazanamak için olağanüstü harcama yaptı. Bütçe delik deşik oldu. Sanki çok olağan bir dönem yaşıyormuşuz gibi harcamalar artıyor. İşte bu tablo vatandaşın tepkisini çeken zamların, vergi artışlarının altındaki tablodur. Akaryakıta, KDV’ye ÖTV’ye zam yapılması, öğrenci harçları başta olmak üzere harçların yükseltilmesi, lokantalarda KDV’nin artırılması ve pek çok konuda zam hazırlığının yürütülmekte olması, AKP’nin seçimlerde oy almak için yaptığı harcamanın bedelini vatandaştan çıkarmasıdır. Bunun anlaşılmasını istiyorum.”
Bilmiyorum biliyor musunuz fakat kendi okuduğum bölümden örnek vereyim, Mühendislik Fakültesi 2. Öğretim harçları 1400 tl’den 2400 tl’ye yükseldi. Aslında tam olarak yükseldi demek yanlış olabilir çünkü okuluna göre değişecekmiş gibilerinden bir söylenti var.
Yani İTÜ mesela 2000 tl alacak, bir diğer üniversite 1700tl.. böyle olacağına dair söylentiler var ama açıkcası tansiyonu biraz düşürmek için kulaklara fısıldanmış cümleler bence.
KDV düştü bi’ ara, ÖTV’de düştü sanırım. Mobilyalar, Elektronik eşyalar hepsi bi’ ara indirime girdi, çok da iyi oldu aslına bakarsanız. Teğet geçmiş(!) bir krizden sonra epey iyi geldi. Gerçekten ya teğet geçen bir kriz vardı ne oldu ona? Sanırım ondan sonra bir bakanımız teğet geçmedi, kriz vurdu bizi gibilerinden bir açıklama da yaptı. Birisi diyor teğet geçti, diğeri diyor ki vurdu. İlginç.
Televizyonlarda insanlar “iş yok” diye ağlıyorlar, görüyorum ana haber bültenlerinde ve çok samimi bir şekilde söylüyorum ki daha beter olun sevgili koyun halkımız. Sizsiniz Sayın Başbakanımızı seçen, sizsiniz belediye başkanlarımızı seçen, sizsiniz milletvekillerini seçen.. o yüzden televizyonlarda gözyaşı dökmenin hiçbir manası yok. Bir adet bakın sadece bir adet “oy”un nelere kadir olabildiğini biliyoruz değil mi? bilmem kaç ton kömüre kadir sayın okuyucular. Neyse bu ülke çok basit kuruldu zaten birkaç kömüre, birkaç elektronik eşyaya satabilirsiniz.
Geçenlerde canlı yayında İ. Melih Gökçek çıktı, tartışma programıydı zannedersem, kanal da TRT2 olması gerek. Sayın İ.Melih Gökçek Ankara’nın en yoğun kavşaklarından birisi olan Akay kavşağını trafiğe kapatıp birşeyler yapacakmış. Karşıdaki savunucu da bir raddeye kadar geldikten sonra şöyle söyledi;
Bir sabah kalkıyorsunuz, şurayı kapatayım. Diğer sabah kalkıyorsunuz buraya bunu yapayım. Ne güzel şey be! Hangi hanedanlık bu?!
Çok da güzel söyledi bence fakat karşı taraf yüksek ateşte pişmiş, o yüzden bir manası yok. Melih Gökçek 1 ve Melih Gökçek 2 yazılarını tekrar okumanızı tavsiye ederim. Çünkü tekrar tekrar Ankara insanını uzaktan sevmek istemiyorum. Hayret ettim ama bu yıl Ankara’da sular kesilmedi, olsun ben yine de balkonumu günde 3-4 defa yıkayacam.
En son üniversite harçlarında kalmıştık, şöyle bir varsayımdan yola çıkıyorum; Mühendislik harcı 2400 tl olmuş oldu diyelim senede. Ne öğrenciler biliyorum ki part time iş için patronlarının pis kokulu ağızlarını çekerek, ayda 200 tl’ye çalışıyor. 200 tl ama hammal gibi çalışıyor yanlış anlaşılmasın. Dinlenme yok, birşey yok, ara, mola, tenefüs adı neyse yok. Onu geçtim sanırım Veterinerlik Fakültesi 5000 tl’ye falan çıkmış 1000 tl’den öyle birşeydi, tam hatırlayamadım fakat küsüratlardan emin değilim. 1000 tl’den 5000 tl’ye ne demek ? Kimse kalkıp birşey sormuyor işin ilginç yanı da bu.
Sayın Deniz Baykal’ın söylediklerine tekrar dönelim bence;
Yaz başında silahlı kuvvetlerle ilgili bir tartışma yaratıldı. Güya belgeye dayalı bir olay ortaya atıldı. Hepimiz tedirgin olduk. Türkiye ortak bir anlayışla şunu söyledi: “Eğer gerçek bir darbe komplosu varsa, derhal gereği yapılmalı, bu cunta açığa çıkarılmalı, sadece onlarla değil, gelmiş geçmiş darbe girişimleriyle de hesaplaşmalıdır. Başbakan bunu üzerine kararlılıkla yürüyeceklerini söylüyor idi. Ne oldu sonra? O konuyu unuttuk galiba! Türkiye’yi derinden sarsan bu konu ne oldu? Bu nasıl iştir?
Bu iş ortaya çıktığında ya bundan genelkurmay başkanının haberi var, ortaya çıksın ya emir komuta zinciri dışında bir yapılanma var, o da ortaya çıksın dedik. Üçüncü ihtimale göre bu ikisi de doğru değil, o zaman da bu komplo ortaya çıkarılsın dedik.
Evet haklı değil mi ? Bir gazetenin yayınladığı ve altında kıdemli askerlerin imzası olan bir belge konuşuluyordu, nerede o dava? Sayın İlker Başbuğ -ki kendisini gerçekten çok seviyorum fakat beklediğim tepkileri vermedi- herşeyden haberdar ve sanırım şöyle birşey de oldu; yayınlanan belgede tarih yok, biliyorsunuz ki önemli evrak veya bu tarz şeylerde mutlaka ve mutlaka tarih olur. Durum böyle olunca insan bi’ duraklıyor değil mi? O zaman neydi bu belge? Neden peşine düşülmedi? Bariz bir şekilde TSK yıpratılmaya çalışılıyor, içten fethedilmeye çalışıyorlar fakat yine ve yine kimsede ses seda yok. Hayır bence TSK’da hatalı bu davranışlarında madem bu belge bir komplo, TSK düşsün peşine.. Çıkarsın ne var ne yoksa, işte “bu” yaptı o belgeyi, bu kişi yayınladı desin, suçlular cezasını bulsun tek istediğimiz bu.
Şimdi ‘Güvenlik güçleriyle tam bir işbirliği içindeyiz’ dedi. Arkasından dedi ki, ‘Durun bekleyin daha neler gelecek.’ Davayı kim götürüyor? Geçenlerde Başbakan Yardımcısı Ergenekon’u ezdik dedi. Başbakan çıktı ‘Ergenekon terör örgütü’ dedi. Savcılıktan da hakimliğe terfi etti. Yardımcısı da ‘Ergenekon’u ezdik’ dedi. Daha ortada hüküm yok karar yok ifade yok.
Haklı haksız insanların mağdur edildiği, baskınla ifadelerinin alındığı, evlerinden apar topar çıkarıldığı, insani boyutu eksik diğer boyutu eksik bir tablo yaşanırken, yargı üzerinde denetim konusunu konuşuyoruz.
Yargı bu hale getirilmiş. Şimdi HSYK’nın konumuyla ilgili olarak Başbakan diyor ki Adalet Bakanlığı listeyi hazırladı, HSYK bunu onaylayacak. Sıkıntı var diyor. Yani Başbakan’a ne yapacağız? Hukuku demokrasiyi Anayasa’yı mı anlatacağız.
Ergenekon davası birkaç yıldır gözaltına alınmalar, hapishanede insanların sağlığını görmemezlikten gelerek süregelen ölümler.. Ne çabuk unuttunuz? Başbakanımız Sayın R.T.E aynen bu cümleleri söylediğini hatırlıyorum. “Tam bir işbirliği içindeyiz”.
Ortada bir hüküm yokken “ezdik” tarzında demeçler de var, gerçekten terör örgütüyse Başbakanımızın söyleyeceği şeyler şunlardır;
“SAYIN(!) Ergenekon terörist başlarınız ezdik!”
Gerçekten ama terör örgütüyse, ne bileyim bebeklere kurşun sıkmışsa, binlerce mehmetçiği öldürmüşse, suikastler yapmışsa (benim lugatımda terör manası bu anlamlara geliyor, büyüdüğüm coğrafya itibariyle) cezasını bulsun. Hepsine müebbet hapis verin. Ergenekon, ergenekon, her gün ergenekon.. Peki bir Deniz Feneri vardı değil mi? Hakikaten bir deniz feneri vardı ne oldu ona?
Almanya’da görülüyordu, oradaki belgeler buraya geldi tercüme olacaktı falan.. bir anda üstü kapatıldı. Benim, senin, onun, halkın verdiği bağışlar biryerlere gitti, nereye gitti kimse bilmiyor.
Bir de Sayın Başbakanımızın “Ben yaptım dokunma” tarzında demeçleri var, savcıları seçmiş sanırım veya hakimleri.. sonra diyor ki “ben yaptım sakın sen dokunma” Bir deniz feneri vardı dedik ama Zahid Akman’ı unuttuk, gerçekten nerelerde kendileri? Baykal dedi ki; yargı sürecini de işletmiyorsunuz. Herhalde bu adam işkembeden 75 milyonun karşısına canlı yayında sallamıyor? İşletmiyorlar mı gerçekten?
Konuşmanın başlıkları bu kadar sanırım, diğer kısımlar da önemli fakat en önemlileri kendimce seçtim. En çok beğendiğim bir cümle vardı ki o da;
Hele sen bir düş iktidardan, o zaman gör davaları. Yolsuzluk iddiaları iktidardan düştükten sonra açılacak. Bak kurt gibi bekliyor orada Kemal Kılıçdaroğlu!
Son olarak ise paylaşım platformlarında yer alan bir videoyu paylaşıp yazıya son veriyorum.
Bu Akay Kavşağı olayı şöyle galiba;
Kavşak projesi kabul edildiği zaman Çankaya Belediyesi dava açmış, dava daha yeni sonuçlanmış ve kapatılması kararı çıkmış yani ne Çankaya Belediyesi ne de Büyükşehir Belediyesi (Melih Gökçek) kavşağın şu an kapatılmasını istiyor. Yani boktan yere kavşak kapatılacak. Yine de bu bazıalrının şerefsiz olduğu gerçeğini değiştirmiyor.