dead and lovely
ağustos sıcağında yapacak hiç birşey olmadan, aile fertleriyle paylaşılan evin bir köşesine büzülmüş zamanın geçmesini, hayallerinin gerçek olacağı günün gelmesini bekleyen, “yeni-mezun- ama-geleceğe-ümitle-bakamayan” bir insansanız eğer benim gibi; yaşadığınız hayatın beklediğiniz bütün mucizeleri gerçekleştirebilecek güzel bir sahne olmadığını anlarsınız. karamsar olmamaya çalışarak nefes almaya çalışsanız da bir yerlerde bilirisiniz bu gerçeği.
neden mi bunları anlatıyorum?
tesadüfen karşılaştığım ve iki sene rötarla izleyebildiğim güzel bir filmi neden bu kadar geç izlediğim üzüntüsünü yaşamadan anlatabilmek ya da bu hissi bastırmak için.
filmimizin adı “wristcutters a love story“. türkçesiyle bilek kesenler bir aşk hikayesi. içinde “aşk” kelimesi olmasa korku filmi muamelesi yapılabilir ilk etapta.
öncelikle belli bir kategoriye sokmuyoruz filmi. zaten film akarken bunu hissediyorsunuz.
bir kaç detay var ki ayrıca gülümsetiyor. film boyunca gogol bordello çalıyor, tom waits gibi pek çok insanın hastası olan şahsiyet güzel bir rolde karşımıza çıkıyor.
başrol oyuncusu hatunu -shannyn sossamon- dirt adlı diziden tanır ve severdim, bu filmde ayrıca sevdim. karakteristik yüzü, doğal güzellliğiyle sinemaya gümbür gümbür adımlar atıyor bence. tim burton filmlerinin vazgeçilmez yüzü helena bonham carter gibi türünün örneklerinden olur umarız.
eugene rolunde izlediğimiz shea whigha ve onunla ilgili pek çok şeye hasta oldum ayrıca. rus aksanıyla sakin ve bilgece konuşmasına, elinden eksik olmayan birasına ve tabi ki müzik zevkine.
detayları geçip öze dönersek, mucizeleri yaşamak için illa ki hayatta olmanız gerekmediğini anlatıyor bu film bize alışık olmadığımız bir yolla. baştan sona apayrı bir dünyada geçen hikayemiz, kendi içinde küçük metaforlarla büyük sonuca hazırlıyor seyircisini. büyük final kocaman sıcacık bir gülümsemeyle yaylıyor yüzlere.
konusu “intihar” üzerine kurulu bir filmden bekleyemediğiniz pek çok şeyi sunuyor kısacası bilek kesenler. bu olayı sevimli bile bulmaya başlıyorsunuz zamanla. bu yüzden intihara eğilimli şahıslara izlettirilmemeli diye düşünüyorum.
işte böyle.
şimdilik adios.