Invictus
Invictus
Oca 02Clint Eastwood dediğimiz zaman durmamız gerekir, bana göre çektiği ve oynadığı filmler bir insanın hayatı boyunca izlemesi gereken filmlerin başında gelir. Million Dollar Baby, Changeling, Gran Torino, Mystic River ve Unforgiven.. bu liste böyle uzayıp gidebilir.
Ben şahsen bütün filmlerini çok beğendim, hiçbirisini ayırt edemedim şimdi düşündüm de.
Invictus’da çekilirken tabiki her yerde haberlerini izledim, fragmanlar çıkınca izledim, sabırsızlıkla bekledim gelmesini.
Kolay mı?
Clint Eastwood çekiyor, Morgan Freeman oynuyor.. kaçmaması gereken bir yapıt.
Biraz da filme dönecek olursak Nelson Mandela “Madiba”‘nın hikayesini anlatıyor. Aslında kitap uyarlaması bunun sahibi de John Carling’in “Laying the enemy: Nelson Mandela and the game that changed a nation”. Adıyla tam bir uyum içinde film, Nelson Mandela ve bir ulusu değiştiren oyun.
Ragbi.
Mandela epey uzun bir süre hükümlü olarak Robben adasında kalır ve 90′lı yılların başında Devlet Başkanı “De Klerk” tarafından şartsız olarak serbest bırakılır. Bazı kesimler tarafından “terörist” olarak nitelendirilen Madiba sonunda serbesttir. Halkın içinde bölünmeler olabileceği gibi beyazlar da “herşeyin kötüye” gideceği inancına bürünmüşlerdir. Bazı kesimleri ise inanılmaz derecede mutlu kılar bu serbest bırakılma, sokaklarda, heryerde kutlamalar olur. 1994′de ise dönüm niteliğinde bir devlet seçimi olur ve Madiba, devlet başkanı olur.
Artık hayalini kurduğu herşeyi yapabilecek güçtedir ve tek büyük hayali vardır.
” Irk ayrımını ortadan kaldırmak akabinde Gökkuşağı ulusu denilen olguyu oturtmak “
Kendisi de ırk ayrımcılığı yüzünden uzun süreler boyunca hapis yatmıştır ve hapis yattığı süre zarfında kendisini geliştirmiş, vizyonunu açmıştır. O sıralarda da ulusal ragbi takımı oldukça kötü sonuçlar almakta ve ’95 yılında ülkede düzenlenecek turnuvada başarı gösteremeyecek düzeyde performans sergiler. Springboks takımının maçlarını izlemeye başlar ve her maçta yenilgi görünce takımın kaptanı Pienaar (Matt Damon)’ı çağırır ve filmin dönüm noktası orada yaşanır.
Hapishane’de yatarken günlerini nasıl geçirdiğini ve nelerden ilham aldığını empoze eder Pienaar’a.
Artık herşey değişmeye başlamıştır, başkan’dan gerekli “gazı” alan Pienaar bu alevi takım oyuncularına da aşılamaktadır. Gün geçtikçe takım iyiye gider ve turnuva günü yaklaşır.
Hikayemiz aslında böyle fakat eklemek istediğim birkaç nokta da mevcut. Spor, birleştirici bir özelliğe sahiptir. Mandela ise bunu yıllar evvel görüp, ırk ayrımına farklı bir yerden bir vurmak istedi. Aslında ince detaylarda mevcut, daha filmin başında görüyoruz ki korumaları sadece siyahlar değil, beyazları da korumaları arasına katar. İlk başlarda epey sükse olsa da bu siyah korumalar tarafından Mandela olaya çok güzel açıklık getirir.
“Beni gören insanlar, korumalarımı da görüyor.. Gökkuşağı ulusu burada başlıyor.”
ve gerçekten korumalarının hep gülmesini, somurtmamasını istiyor. Bazen radyo konuşmalarından sadece “gülün” gibi şeyler de duyabiliyoruz. Springboks takımıyla kendisi ilgileniyor ve gerek hazırlık zamanlarında, gerek zor zamanlarında ziyaret edip adeta bir güneş gibi doğuyor. Kendisinin hitap gücü de gördüğümüz üzere mükemmele yakın. Yanlışlıkla sana, bana hitap etse koşarak evden çıkabiliriz.
Clint Eastwood, gerçekten oldukça güzel bir iş çıkarmış, bazı kesimler tarafından “Oscar’a atılan yem” olarak nitelendirse de ben böyle görmüyorum. Adam zaten kendisini ispatlamış, zamanında ne ödüller almış, bu kadar aç gözlü olamaz bu adam.
Kesinlikle izlenilmesi gereken bir film, filmin ismi de çok güzel bir şiirden gelmiş, buyrun önce şiir sonra da fragman:
out of the night that covers me,
black as the pit from pole to pole,
i thank whatever gods may be
for my unconquerable soul.
in the fell clutch of circumstance
i have not winced nor cried aloud.
under the bludgeonings of chance
my head is bloody, but unbowed.
beyond this place of wrath and tears
looms but the horror of the shade,
and yet the menace of the years
finds, and shall find me, unafraid.
it matters not how strait the gate,
how charged with punishments the scroll,
i am the master of my fate;
i am the captain of my soul.
http://www.youtube.com/watch?v=RZY8c_a_dlQ


