Crazy Heart
Zorlukların seyirciye çok güzel aktarıldığı, dibe batan insanların hikayelerinin çarpıcılığı birçok filmde kusursuz şekilde aktarıldı. Bunlardan en yakın tarihte hatırlayabildiğim The Wrestler denen şaheser var, Mickey Rourke abimizin oynadığı ve oynamakla kalmayıp filmi tek başına adeta koşarak taşıdığı bir filmdir.
Oyunculara baktığımızda Jeff Bridges ve Maggie Gyllenhaal olarak yazıyor fakat filmin içinde ünlü oyuncuları görebilirsiniz mesela Colin Farrell denen şahsiyet var filmin içinde fakat ne yaptığı, ne idüğü belli değil. Sanırım filmde 2-3 sahnede gözüküyor ve adı hep geçiyor.
Maggie Gyllenhaal ise gerçekten oldukça tatlı şekilde rol yapmış, son zamanlarda filmlerde utanmayı bu kadar güzel oynayan birisini görmemiştim, utanıyor böyle sonra kızarıyor.. Bad Blake soruyor, neden utanıyorsun? Tenim ince ve hassas gibi bir cevap geliyor.
Jeff Bridges ise gerçekten yukarıda söylediğimiz gibi filmi alıp götüren kişi zaten senaryo gereği başka bir alternatif yok. Filmimizde oynadığı karakter bir zamanlar country müzik dalında ortalığı yıkıp geçiren, Tommy (Colin Farrell) ile birlikte olup albümleri milyonlar satan fakat Tommy ile arasının bozulduğu zaman işlerin gerçekten kötü gittiği Otis “Bad” Blake.
Senaryoya baktığımızda gerçekten dibe vurmuş eski bir efsanenin karın tokluğuna, Amerika’daki eyaletleri gezip, bilimum bowling salonlarında, küçük bar işletmelerinde çalmasını konu alıyor. Senaryoda gerçekten ve gerçekten inanılmaz derecede boşluklar var sanırım yönetmen bir nevi The Wrestler filmi yapmaya çalışmış fakat başaramamış. Bad Blake’in oğlundan bahsediliyor ve bir sahnede telefonla arıyor, konuşuyor.. o kadar, derinlik kesinlikle yok.
Bad Blake’in tamamiyle dibe battığı anlar ise 2 defa gibi birşey onda da çok koymuyor, sahne bir anda farklı bir yere geçiyor. Halbuki The Wrestler’da öyle miydi? Sweet Child O’mine çaldığı sahneyi birlikte hatırlayalım, oradaki bakışı hatırlayalım.
Filmde asıl konuların üstüne çok düşülmemiş, Bad Blake alkoliktir ama alkolü bir anda bırakıyor, bırakma aşamasındaki zorluklarını, Maggie’yi aramasını, nasıl atlattığını göstersene.. Oğluyla telefonda “ben senin babanım” (bu da Star Wars serilerine gönderme mi bilemedim) demesi çok saçma, atlıyor arabaya bütün eyaleti geziyor.. kardeşim o zaman atlat arabaya jeff’i oğlunun yanına götür, bırak gerçek olarak bir tekme de o vursun.
Fakat senaryo ana konu olarak sadece Jeff ve aşkı Maggie’yi anlatıyor, yan konular çok önemli fakat nedense es geçilmiş, bu da filme gerçekten çok büyük bir darbe vuruyor. Sonuç olarak ne kadar böyle yersekte rahatça izlenebilen ve müziklerin güzel, dinlendirici olduğu, izlerken kesinlikle daraltmayan, bir çırpıda biten film. Sadece o kadar. Crazy Heart’ı izleyenler mutlaka şöyle diyeceklerdir:
“The Wrestler gibi yapılmış bir film ama olmamış, o tadı verememiş.”
http://www.youtube.com/watch?v=Y0349E7kFEM