durmayın koşun!
fotograf
fotoşipşak?
25 Şub
WorldPress Photo her yıl düzenlediği Yılın Fotoğrafları ödüllerinin 53′üncüsü de açıklanmış. Sonuçlara göre yılın fotoğrafı ödülü İtalyan fotoğrafçı Pietro Masturzo’ya ait. Fotoğrafta 2009 yılında İran’daki seçimler ardından gerçekleşen gösteriler esnasında Tahran’da bir çatıdan bağırmakta olan birkaç protestocu görünüyor.
© Pietro Masturzo |
Gidip tüm fotoğraflara tek tek bakmanızı, altlarında yazanları okumanızı salık veriyorum (bunu mu koysam yoksa Masturzo’nun fotoğrafını mı diye fena halde arada kaldığım bir fotoğraf vardı, hangisi olduğumu söylemiyorum ki gidin bakın (meğersem yine afacanlığım üstümdeymiş)).
***
İranlı bir fotoğrafçı olan Rena Effendi’nin “Tahran’da Gençler” isimli çalışmasına denk geldim. El ele tutuşanların sopalandığı, sokakta sigara içen kadınların hapse atıldığı İran’da nüfusun yüzde 40′ına tekabül eden 15-30 yaş arası genç kesimin “eğlenceyi regüle eden” bir toplum içerisinde, “umudu kontrol eden” bir yerde nasıl eğlenip sevdiklerini fotoğraflayarak İran hakkında bilinen onca şeyin yanında nispeten az bilinen bir şeye, gençlerin davranışlarına tanıklık etmiş (sağ olsun, genç kesimi 15-30 yaş arasına sığdırarak artık genç olmadığımızı bir kez daha hatırlatmış aynı zamanda
Efendilik bu değil, kendisine laflar hazırladım).
![]() |
***
İlgi ve saygı ile okuduğum bir diğer photo-essay ise bir Washington Post muhabiri olan Andrea Bruce’tan. Olay Türkiye’de geçiyor. Aktörler ise İran’dan Türkiye’ye sığınmış olan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından sığınmacı olarak kabul edilerek Isparta’ya yerleştirilmiş olan eşcinseller ve muhalifler.
© Andrea Bruce |
Bir azınlık ne kadar küçük ise insan hakları ihlallerinden o kadar çok etkileniyor bence. Hatta bir ülkenin sınırları içerisindeki en küçük azınlığa karşı hem devlet politikası hem de sosyal eğilim bağlamında izlediği tutum ile o ülkenin aydınlığı arasında doğru bir orantı olabileceğine inanıyorum.
(Dikkat ederseniz Andrea’nın ta Amerikalardan gelip böyle bir hikayeyi fotoğraflamış olmasından yola çıkarak kimseyi iğnelemiyorum (Galadriel’in yüzüğü geri çevirmesi gibi, sanırım Effendi haklı ve ben yaşlanıyorum ya da git gide effendi bir insan oluyorum (iki türlüsü de çok fena))).
***
Aperture Foundation, çağdaş fotoğrafın nabzını tuttuğu ve yeni nesil fotoğrafçıların çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırdığı yarışmasının sonuçlarını açıklamış. Portfolyo ödülünü Moskova’da kırsal ve kentsel yaşamın sınırlarında çektiği fotoğraflar ile Alexander Gronsky almış. Editöryel yorumlar harika gerçekten, fotoğraf değerlendirmelerini okumak çok keyifli (bizim, fotoğrafı ya ortaya bir ‘teknik salatası’ yapıp fotoğrafçının hatalarını kendilerini komik duruma düşürme pahasına bir bir yüzüne vurmaya çalışan ya da kimseyi ilgilendirmeyen duygusal detaylara girmek sureti ile fotoğrafçının motivasyonunu hiçe sayarak bağlamın dışından martavallar okuyan eleştirmenlerimiz okumak isteyebilirler belki (hay aksi, efendilik filan diyorduk, hikaye oldu (neyse, çalışmalarımız sürüyor))).
***
Son fotoğraf ise The New York Times muhabiri olan Rina Castelnuovo’nun şans eseri çektiği çok çarpıcı bir fotoğraf. Kendisinin bu fotoğrafla ilgili bir röportajına denk geldim. Olay anını şöyle anlatmış:
Sokaklar boştu. Purim‘i kutlamakta olan Yahudi yerleşimcileri fotoğraflamak için durdum. Bir şişe şarabı döndürüyor, kadehlerini tokuşturarak kutlama yapıyorlardı. Filistinli bir kadının kapalı dükkanlar boyunca yürüdüğü çarptı gözüme. Bir grup yerleşimci sokağın ortasından aksi istikamete doğru yürüyordu. Yahudi yerleşimcilerden birisi durup kadına doğru yaklaştığında gayri ihtiyari bir şekilde fotoğraf makinemi doğrulttum.
Kadın bağırmadı ya da durmadı. Adımlarını sıklaştırdı ve ilerideki köşeyi dönerek yok oldu. Sinirli ve üzgündüm — sanki şarap bana atılmıştı.
© Rina Castelnuovo |
Çok çarpıcı bir fotoğraf. Şarabın bir kırbaç gibi şekil alması ise çok ironik.
Fakat bu hikayeyi okuyup bu fotoğrafa baktığınız zaman Yahudilere saydırmaya başlamak yerine lütfen durun ve düşünün. Bu tip haksızlıkların aslında ne kadar yaygın olduğunu görecek ve şaşıracaksınız. Dediğim gibi kuru ve işe yaramaz bir sinire yenik düşüp Yahudilere saydırmaya başlamayın ve düşünün; belki bu sayede bu fotoğraf da, fotoğraftaki kadın da, ona şarabı atan delikanlı da menkıbelerini yerine getirmiş olurlar…
Bu yazıyı çok sevdiğim insan Murat Eren yazmış, oldukça güzel şeyler yazıyor lakin sağda linki de mevcut. Mutlaka ama mutlaka takip edilesi siteler arasında yerini alıyor. Buradan kendisine bu güzel yazı için selam gönderiyoruz.
güneş gözlüğümü taktım
17 Nis
Geçenlerde “Güneşi gördüm” filmine gitmeye fırsat bulabildim, kafamda hiçbir önyargı yoktu hatta ve hatta anlatılanlar yüzünden beklentilerim epey yüksekti, Mahsun Kırmızıgül’ün sanırım ilk defa yönetmenlik yaptığı Beyaz Melek filminin referansı ile, Mahsun kötü iş yapmaz herhalde diyerekten sinemaya adım attım.
Aslında benim yaptığım bir hata, her zaman için “güzel” türk filmlerini oturduğum şehirde ilk izlemeye çalışırım ama bu sefer sanırım vize zamanına denk geldi ve gidemedik, bahane de değil aslında da..
Beyaz Melek filmini izleyenler bilir, gerek oyuncu kadrosu, gerek senaryo olsun Çağan Irmak’lı filmler tadındadır, insanı üzer ve düşündürür zaten Türkiye’de kaç tane yönetmen var ki ? Bence bir elin parmaklarını geçmez, bunların başında tabiki Nuri Bilge Ceylan gelir.
Onun filmlerini fersah öteden tanırsınız çünkü sadece senaryo değildir, sinema ile sanatı da birleştirmiştir. İklimler filminde kim bazı sahnelerde durup “ne güzel bir kare” diye dememiştir ? Neyse konumuz dağılmasın, sonuç olarak Türk asıllı yönetmen pek yok, olanlar ise gerçekten doğru düzgün, bazıları ise çektiği filmlerden şikayetçi.
Mesela Çağan Irmak, geçenlerde bir üniversitede katıldığı konferansta şöyle demiş; Issız adam’ı çekerken bu kadar meşhur olacağını bilmiyordum, pişmanım. Adam biraz haklı aslında, bugün istiklal’de yürüseniz, yürürseniz.. anlamazdınlar eşliğinde yürürsünüz.
tamam, tamam.. Mahsun abimizin son filmi bana göre pek olmamış, çok dağınık geldi bana. Her konudan bir kesit var, mesela sakatlara gereken ilginin gösterilmemesi, varoşlardaki durum, kardeş kavramı, annelik kavramı.. Kısacası her konudan var, bu beni rahatsız etti ama sadece bu rahatsız etti. Geri kalan bölümlerde herşey güzeldi, anlatılmak istenen anlatıldı. Çok konu olmasına rağmen bu konulardan hiçbirisi bana göre sırıtmadı, kamera kullanımı oldukça güzel.

Hatta ve hatta bana göre mahsun biraz biraz nuri bilge ceylan’dan kopya çekmiş, arkafonda sanat kullanmaya çalışmış ne bileyim veya birileri kulağına fısıldamıştır. Kim ne dediyse güzel demiş, güzel olmuş.
Aman aman bir film değil ama, gidilmesi gerekir ama gidilmese de olur fakat Beyaz Melek için aynı şeyleri söyleyemem, mutlaka izleyin.
du bist turkei
20 Mar

Yerel secimlerin yani yumurtanin dayandigi son zamanlarda bircok aday adayi diyorlar sanirim, $unu yapacaz bunu yapacaz
diye insanlara umit pompalamaya ba$ladi.
Dikkat ediyorum da adil demokrasi yok, siz hic dikkat ettiniz mi ?
Mesela CHP, MHP veya ba$ka kac parti varsa bilmiyorum, AKP’nin afi$leri $ehri susluyor mubarek.
Birkac gun onceki yazimda belirttigim gibi, sen turkiyesin! gibi sacma afi$ler susluyor.
5 tane AKP varsa 1 tane MHP/CHP var.
Maalesef bizim halkimiz tam bir koyun, abartmiyorum.. koyunsunuz!
ba$inizdaki hangi ciftci var bilmiyorum, suruden de ayrilmak istemiyorsunuz.. daha iyi $artlar hayal etmek yok.
“hayatimiz boyle surup gitsin elhamdulillah” diyip, ot yemeye devam ediyorsunuz.
neyse konuyu dagitmadan, basit du$unerek devam ediyorum.
Bu yazının devamını okuyun »
ucaga binmeyen cocuk
1 Mar
Aslinda epeydir yazmayi planliyordum ama yazamadim i$te.
Sunay Akin okulumuza geldi, cok ama cok guzel bir gosteri yapti.. Gercekten mutlaka gidilmesi gerekir gosterisine, eger olurda kar$iniza boyle bir firsat gecerse kacirmayin sakin derim.
Yaptigi gosteriden ufak bir hikaye anlatayim. Tarih bilgim zayif olsa da amacladigim hikayenin onemli kisimlarini anlatmak;
Voilà! In view, a humble vaudevillian veter.. bik bik.
30 Ara
ne kadar guzel bir fotograf yav $u an arkaplanda gordugunuz, benimde ebay’den bir tane kapaklamam gerekli asap.
asap ne demek tabiki onu da aciklamak gerekli, asap demek mumkun olan en kisa zamanda demek.
ingilizce acilimi ise, as soon as possible!
aslinda v for vendetta cok guzel filmdi, hatirlarim.. ben, oktay, caner gitmi$tik sanirim.
filmden sonra akm’nin onunde 30 dakika kimse bir$ey konu$mami$ti, filmin $oku sanirim.
sonra herkes kritige ba$ladi, caner de film konusunda iyidir.
guzeldi film, hugo weaving’e tapma nedenimdir. seslendirme falan mukemmeldi.
bir de tabi Alan Moore (yanli$ yazmi$ olabilirim, rencide etmeyin) cizgiromani var. Aslinda bildigimiz gibi,
kitaptan uyarlanma, yani cizgiromandan.
orada daha detayli anlatiyordu hikayeleri ve ku$e kagida basilmi$ti, tozlu raflardan cikarip okumam gerekli.
sonra da filmi patlatirim.. of deymeyin benim keyfime.
yukaridaki hatuna takilip kaldiniz degil mi ? ehehe bakmayin canlarim benim.
yeni temami deniyorum, guzel mi degil mi ? gerci sevgilim super dedikten sonra denememe ne hacet?!
keci de yazi yazmak istiyormu$, ne kadar sevindim bilemezsiniz.
bugun zaten hizir gibi yeti$ti acligima.. gerci o da cok acti ehehae
postumu okumu$, bizim teyze (pardon abla)’den (‘dan) gitmi$ ali$veri$ yapmi$, ablanin kasasindan almi$ birde.
cok seviyorum ben o kadini, bilimum tansa$dan alin ali$veri$lerinizi veya ne alacaksaniz.
derslerimi hesapladim sanirim 3′e gecebiliyorum ehauea ruya gibi be, tez mez, proje falan alacam.
aheahuse ama powerpoint sunumlarinda doktururum ben, nasil kreatif $eyler yaparim kimbilir.
bana texti verin siz, gerisine kari$mayin.
bir tane de $u uzayan sopalardan almak gerekli, karizmatik $ekilde anlatmak gerekli.
aslinda cok basit be, yani insanlar..
birincisi o sopayi hoca gordugunde etkilenir, ne anlattigina pek bakmaz.
sopanin hareketlerine bakar, yani kisaca 1-0 onde ba$larsiniz.
haha.
bu arada icimde kalmasin, $u quotenin tam halini yazayim.
figurum var benim birde o da yapabiliyor! konu$ cocugum abilere, ablalara..
Voilà! In view, a humble vaudevillian veteran, cast vicariously as both victim and villain by the vicissitudes of Fate. This visage, no mere veneer of vanity, is a vestige of the vox populi, now vacant, vanished. However, this valorous visitation of a by-gone vexation, stands vivified and has vowed to vanquish these venal and virulent vermin van-guarding vice and vouchsafing the violently vicious and voracious violation of volition.
© Pietro Masturzo
© Andrea Bruce
© Rina Castelnuovo