randomize

project natal

Bu sefer herzamankinden farklı bir yazı yazmak istedim, belki bu yazı veya bu isim (project natal) yıllar sonra bile hatırlanacak, belki de esamesi bile okunmayacak fakat Microsoft’un E3 2009 fuarında tanıttığı teknolojiyi anlatmak istiyorum.

Project natal, Microsoft tarafından geliştirilen insanların, oyuncuların hareketlerini birebir algılayan ve hızlı tepkime sürelerinde ekrana iletebilen bir proje. Şöyle ki Microsoft’un yayınladığı fragmanlardan görüldüğü üzere controllera ihtiyaç duymayacağız. Sanal olarak tuttuğumuz bir direksiyon, beyzbol sopası veya kaykay veya boks eldivenleri.. bu listeyi gerçekten uzatmak mümkün.

Microsoft bize oyunlarda özgürlüğü sağlamak istediğini söylüyor fakat videolar ya aldatıcı ya da gerçekten Microsoft, Windows’dan sonraki en büyük devrimini yapmak üzere. Windows işletim sistemleri açısından bir devrimdi fakat sonradan bozdular orası ayrı bir konu tabiki. Microsoft’un yayınladığı ilk fragmanla sizi başbaşa bırakıyorum:

Ne kadar güzel değil mi ? Bütün hareketlerimizi algılayabilen, arkadaşlarımızı sadece ses ile arayabilip, görüntülü olarak konuşabileceğimiz veya yeni aldığımız ayakkabıyı anında kamera ile taratıp arkadaşımıza gösterebileceğimiz, onun da sanal olarak ayağında deneyebileceği.. Gerçekten insan izleyince şok oluyor, teknoloji bu kadar ilerledi mi diyor ?Bir de Lionhead’in geliştirmiş olduğu Milo isimli sanal karakter var ki, eminim ki bu video ile daha bi dehşete düşeceksiniz.
Hemen zaman kaybetmeden onu da yazıyorum:

İnanılmaz gerçekten.. fakat bunun bir de insanlığa ters olan yönleri de var. Benim en çok dehşete düştüğüm bu. Size örneklerle anlatmaya çalışayım.

İzlediğiniz gibi Milo sanal bir karakter ve sizinle konuşabiliyor, size birşey verebiliyor, siz ona birşey verebiliyorsunuz.. kısacası sanal ile gerçeklik arasındaki ince çizgiyi biraz geçmiş birisi. Eskiden besleyebildiğimiz hayvanlar vardı küçük aletlerde ismini unuttum ama anahtarlıklı olanları bile çıktı, aç kalınca mutsuz oluyordu, doyurunca keyfi yerindeydi.. aynen bunun gibi bir çağa giriyoruz.

Evlatlık bile alınabilecek bir karakter milo, evet yanlış duymadınız.. Bütün aileler sanırım çocuklarının arkadaşları konusunda hassastır fakat Milo tamamen 4/4′lük, öyle değil mi? içkisi yok, sigarası yok :) Fakat düşünelim ki çocuk okuldan geliyor ve okulda yaşadığı bir sorunu veya güzellik yaşadığı durumu ailesine değil de, arkadaşlarına değil de sanal birisine anlatıyor ve o sanal karakter de bir insan gibi konuşuyor, ona birşeyler diyor. En yakın arkadaşı belki de kardeşi oluyor sanal çocuk birden.

Bizim gençliğimizde çitlerin üstünde otururduk, sabahtan akşama futbol oynardık, akşamları da sahilde yürürdük.
Şimdi herşey ne kadar çok yakınımızda mesela Budapeşte’nin en ünlü sokağında sanal olarak gezebilecek insanlar. Aslında bu örnekleri kısa kesmeliyim çünkü gerçekten bir limiti yok bu olayın. Yine de devrim tabiki.

Fakat ben şahsen o kadar algılayabileceğine olanak vermiyorum, bütün hareketleri hıza göre algılayabilecek hem, sesi de algılayabilecek.. ve bunları kusursuz yapacak.
tamamiyle imkansız.

Bunların inanılabilecek düzeye inmesi için insanların eklem bölgelerine vericiler yerleştirilmeli ki, anında bütün eklemleri kavrasın ve iletsin.. yine söylüyorum imkansız :]

Videoları izlediğiniz sitede daha çok örnekleri var, daha çok izleyip, daha çok sevinir ve daha çok dehşete düşebilirsiniz.

TTnet (sozde) adsl indirimi

Bugun TTnet muduru veya ba$kani aciklama yapti, sanirim bir de basin toplantisi yapti. Gecen gunlerden kalan bir soylenti vardi zaten 8mbit geliyor, indirim geliyor, $oyledir boyledir.

Bekleyelim dedik, bekledik.. cok komik bu adamlar gercekten.
Indirim falan gelmedi tabiki sadece 8mbit eklendi, kotasizi sanirim 99tl.. komik olan tarafi burasi degil tabiki, buradan sonrayi dikkatlice okuyun.

8 Mbps’e kadar ADSL paketlerinde, hattın desteklediği hız ile bağlantılı olarak 8 Mbps’e kadar hız sağlanmaktadır. Tüm “8 Mbps’e kadar ADSL paketleri” için aylık 15 GB adil kullanım uygulanacaktır. Aylık download miktarı 15 GB’ı aşması durumunda, ay sonuna kadar download hızı en fazla 512 Kbps olarak uygulanacaktır.

Bunun Turkce tercumesini yapayim;

Sevgili yolunmayi bekleyen kazlarimiz,
8 Mbps’e kadar hiz saglanmaktadir demi$iz yani herkese oyle 8mbit yok, hem sizin ne haddinize? once ba$vuracaksiniz biz yuzyillardir yenilenmeyen ve hala cok kotu santrallerimizle kontrol edecez, eger santralin yanindaysa eviniz, buronuz.. baglariz fakat santralin uzagindaysa ba$vursaniz bile 8mbps yok size! Diyelim ki 8mbps baglandi.. bununla Telekom ba$kanimizin demesiyle 10 dakikada veya 20 dakikada film indiremezsiniz (film indirmek? legal?) indirirsiniz ama biz de sizi indiririz.. adil kullanim var burada! Kendinizi bedava 4mpbs baglatan telekom gorevlileriyle bir mi tutuyorsunuz ?
15Gb limitini a$tiginiz anda 512 olarak degi$tirecez sizin hizinizi.. $imdi hadi bakalim, elime avcuma kim geliyor once ?

tam tercumesi bu, sansurcu zihniyet yetmiyor gibi, internete de sansur geliyor. adil kullanimmi$ peh..

Hayir birde sagda solda protesto falan diyorlar.. ek$ide mesela, gercekten komik.. bilmem kac yil once cumhuriyet mitingleri duzenlendi ne oldu ? Ankara hele hic konu$masin.. bu kadar ikiyuzlu insanlar gormedim, yaz olur susuz kalirsiniz, ben de hergun banyo yaparim!

Faili mechul kiyak

Cok eskiden hug isimli youtube videosu vardi, izler izler.
vay be! adamlar yapmi$ abi derdim.. aslinda yapilan bir$ey yoktu sadece insanlara gerek olan
bazi duygularin yabancilar tarafindan en saf halde gosterilmesiydi.

bedava sariliyordu adam yabancilara.. cok ho$larina gidiyordu.
hatta sanirim bunun turkiye icin bir versionu vardi, tabiki turk insani olayin civigini cikarmi$ti.
neyse fikiratolyesi isimli bir site var, tunc isimli bir arkada$ yapmi$.
epey de guzel fikir domain ismi olarak, kendisi de uretken bir arkada$.

neyse gecenlerde ev arkada$im geldi, bir site gosterecem sana dedi ve fikiratolyesi’ni acti.
sol tarafta farkettiyseniz bir imge var, olayimiz ondan ibaret.
bundan sonrasi icin gururla reklamini yaptigimiz aciklamayi paste etmek istiyorum.

Basitce tasarlanmış bu kartın sekiz adetini bir A4′e yerleştirdik. Dilerseniz bu A4′ü basıp sekiz tanesini aynı anda elde etmek mümkün. [Standart yazıcılar keşke lamine baskı da yapabilse!]

Baskı alabileceğiniz A4 boyutundaki dosyanın Word ve pdf formatları bu linklerde. Resim (.jpeg) olarak ise bu linkte bulabilirsiniz. (Yukarıdaki üç linkten birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.)

Kart oyunun bulaşıcılığı ve devamı için gerekli. [Bir de "aa bak birisi burada ne unutmuş" denmemesi için!] Kime, ne zaman, hangi şartlarda bir kıyak yapacağımız da zaten belli olmaz. O yüzden bunları kesip cüzdanda taşıyoruz :)

Şimdi ilk etapta aklıma gelen birkaç fikir:

* Köprü gişesinde arkadaki arabanın parasını vermek ve hızla uzaklaşmak. Gişe görevlisinden kartı arkadaki arabanın şöförüne vermesini rica ediyoruz.
* Yaz sıcağında kalabalık bir belediye otobüsünün içinde buz gibi bir kasa kolayı unutmak (kartlar kolalara iliştirilmiş.)
* Uzun yıllar bakımsız kalan bir mezarı temizlemek ve çiçek dikmek. Kartı mezara bırakıyoruz. Oradan geçen birilerinin belki dikkatini çeker.
* Karta ataçlanmış 10 TL’lik bir banknotu yolda düşürmek.
* Birinin posta kutusuna gelen elektrik veya su faturasını alıp, ödemek. Sonrasında faturayı makbuz ve kartla beraber posta kutusuna geri koymak.
* Haftalardır pis kalmış bir arabayı gece yıkamak ve sonrasında kartı sileceğe iliştirmek.
* Vapur iskelesinde veya metroda turnikelerden birinin üstüne karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
* Sipariş verdiğimiz (bir alana ikincisi bedava) pizzayı komşumuzun zilini çalarak kapısına bırakıp kaçmak (kart pizza kutusunun içinde.)
* Apartmanda kapı önlerine konan çöp torbalarını kapıcıdan önce toplamak ve kartı kapıcının oturduğu evin kapısının altından içeri atmak.
* Görme engelli bir kişiye, yolda ona etrafındakileri anlatarak yardımcı olmak. [Bunu Amelie filminde gördüm!] Kartı o kişinin cebine atıyoruz. Belki bir yakını bulup okur sonradan ona.
* Desteğe muhtaç (lösemili çocuklar gibi) bir derneğin kapısına sabaha karşı içi oyuncak dolu bir sandık bırakmak (kart sandığın içinde.)
* Otomat, ankösörlü telefon veya atari salonlarındaki oyunlara karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
* Bakımsız bir bahçeyi tertemiz yapıp ortasına iki çiçek dikmek ve kartı sonradan çiçeğe bağlamak.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün tabii ki. Siz de aklınıza gelenleri burada paylaşırsanız mutlu olurum.

Ben ilk kartları kesip cüzdanıma koydum. Gördükçe hatırlamak adına bile faydası olacak.

Ne kadar heyecanlanırım, sadece üç kişi bile bu oyunu oynadığını buraya yazsa. Yoksa ‘Bedava Kucak‘ olayına benzer bir beklentimiz yok tabii ki.

Veya pardon, neden olmasın ki… Hadi abartalım; bu kartlardan birinin yarın dönüp dolaşıp (ve hala sağlam kalıp :) bize ulaştığını düşünsenize…

Kelimelerin yetersiz kaldığı… hatta nefesimizin kesildiği an olmaz mı o an?

gercekten guzel ve orjinal bir fikir, desteklemek lazim.

ankara cik aradan

Bugun ek$i sozluk de bir entry okudum, yazan arkada$in ellerine saglik.

Buraya paste etmekten gurur duyuyorum.

4 milyar 509 milyon lira, yani 4 katrilyon 509 trilyon lira devlete borç takmış belediye başkanı. borcun açılımı şöyle:

ankara büyükşehir belediyesi 2 milyar 528 milyon tl
ankara su ve kanalizasyon idaresi’nin (aski) 489.5 milyon tl
ego genel müdürlüğü’nün 1 milyar 491 milyon tl

şimdi bi düşünün..
- otobüse kart basmadan binemiyoruz dimi? yok binemiyoruz. hatta 10 luk 20 lik kart alıp parasını peşin peşin veriyoruz
- suyumuz kartlı, doğalgazımız kartlı. çatır çatır ödüyoruz. ya da paramız yoksa soğuktan takır takır titriroruz öyle dimi? ve hatta faturalı sayacınız varsa, 1 ay ödememeyi deneyin bakalım, kesiyorlar biliyosunuz dimi?
- e ankara büyükşehir. hazineden de payını aslanlar gibi alıyo. yalan mı?

şimdi…

biz cebimizdeki son kuruş da olsa suya, doğalgaza, otobüse paramızı efendi gibi ödüyoruz. devlet, “al bunu hizmet götür” diye vergilerimizle toplanan paradan belediyeye yüklüce payını veriyor. üstüne üstlük 4.5 katrilyon da borç takıyosun….

adama sorarlar.. peki ne yaptın? nerde bu paralar? 3-5 alt geçit, köprü, fıskiye, çeşme yapmayla mı harcadın milyarlarca lirayı? metro mu yaptın? hayır herşeyden geçtim, bari 2004 seçiminde söylediğin saçma projelerden birini yapsaydın, dev heykeller, uçaklı oteller açsaydın?? o da yok.. yahu nerde bu paralar?

adama sorarlar….

sanıyosunuz.. hayır sormuyorlar.. yemin ederim sormuyorlar. tırnaklarımı kemirerek izliyorum ankara mın halini. kimse “nerde param” demiyo. kimse “hani hizmet” demiyo? kimse “sen nası bu kadar zenginsin, oğullarının nası spor kulüpleri oluyo” demiyo. ne diyolar? aman başkan, canım başkan.. niye?

değer mi bir ton kömüre, 10 kilo nohuta pirince? bu kadar ucuz mu gözlerinizi kapatmak? bu kadar kolay mı?

yazıyorum. elimden gelen sadece bu.. ama nolur, oy verirken kafanızdaki tüm işlenmiş, kazınmış bilgileri unutun ve tabloya bir daha bakın.. kime oy vereceğinizi düşünün.. bir 5 yıl daha ankara nın neler yaşayacağını düşünün..

cok guzel ozetlemi$ vallahi.

du bist turkei

Yerel secimlerin yani yumurtanin dayandigi son zamanlarda bircok aday adayi diyorlar sanirim, $unu yapacaz bunu yapacaz
diye insanlara umit pompalamaya ba$ladi.

Dikkat ediyorum da adil demokrasi yok, siz hic dikkat ettiniz mi ?

Mesela CHP, MHP veya ba$ka kac parti varsa bilmiyorum, AKP’nin afi$leri $ehri susluyor mubarek.
Birkac gun onceki yazimda belirttigim gibi, sen turkiyesin! gibi sacma afi$ler susluyor.
5 tane AKP varsa 1 tane MHP/CHP var.

Maalesef bizim halkimiz tam bir koyun, abartmiyorum.. koyunsunuz!

ba$inizdaki hangi ciftci var bilmiyorum, suruden de ayrilmak istemiyorsunuz.. daha iyi $artlar hayal etmek yok.
“hayatimiz boyle surup gitsin elhamdulillah” diyip, ot yemeye devam ediyorsunuz.

neyse konuyu dagitmadan, basit du$unerek devam ediyorum.
Bu yazının devamını okuyun »